YÜREK SESLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YÜREK SESLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


          İki tarih arasına sıkışmış bir sürü şey yaşandı.Bazısı gözlerce yaşa karışıp aktı gitti , sonradan acındı gözyaşlarına ; bazısı anı defterlerine  yazıldı süslü harflerle ; bazısı bir düğme basımında , bir flaş patlamasında küçüklü büyüklü resim oluverdi.         Çok zaman oldu , kimisi halâ hatırda ; kimisiyse hatırlanmak istenmediğinden unutuldu.Yenileri yaşandı başka yerlerde , başka zamanda , başka renklerde.
         Yaşananların üzerinden anılar geçti . Siyah düşler pembelerin yanına kondu , maviler sarıların. Kırmızı düşler dostlara verildi , beyazlar sokaklara düştü satılık.
         Kocaman yürekli ,esmer, anlaşılamamış  bir yaşam  elini eteğini çekti yeryüzünden , bir soluk daha kesildi.Genç,deneyimsiz,tanımayan , henüz yara almamış bir yaşam hayata atıldı bugün ve ona karşı silinmeye mahkum bir galibiyet kazandı.
         Yenilenler , sınavı kazananlar , umudu tanıyanlar , yalana sarılanlar , neşeyi unutanlar, bir çıkmazda  kendini bulanlar vardı bugün.

         Uykular , öfkeler , sabırsızlıklar ,acılar , yalanlar , hayâller sığdırıldı zamana .
         Yelkovanla akrep hep koşmakta.Çağlardır hiç durmadı zaman.Benim akrebim epey yol aldı.

        Yarın için rüya görmek zamanı şimdi.sonsuz bir yaşam , yeni heyecanlar , yeni zaferler için hayâl bestelemek zamanı.
         Ben bir süre yokum.
         Aydınlık rüyalar görüyor olacağım.







             BANA ALDANMA

           Benim için ne denli önemli olduğunu ve eğer istersen ,özümde var olan kişinin yaratıcısı olabileceğini bilmeni istiyorum.

            Yalnızca sen,arkasında titremekte olduğum duvarı yıkabilirsin.


            Yalnızca sen , maskemin altında olanı görebilirsin. 

            
            Yalnızca sen ,beni ürkü , korku ve yalnızlıktan oluşan karanlık  dünyamdan kurtarabilirsin.  
           Bu  nedenle , ne  olursa olsun  yanımdan geçipte gitme. Bunun senin için kolay olmayacağını biliyorum. Çünkü değersizlik inancı güçlü duvarlar örer.Sen bana ne denli yaklaşırsan ben de o denli bilinçsizce geriye kaçabilirim.Görüyorsun en çok gereksinme duyduğum şeye karşı savaşıyor gibiyim sanki.

             Ama sevginin duvarlardan daha güçlü olduğunu söylediler.Tek umudum da bu.

              
             Öyleyse güçlü ama sevecen ellerinle yık bu duvarları.Sevecen ol.Çünkü içimdeki çocuk çok duyarlıdır.

             Sana gereksinmem var.

            










    Seni sevmek, aşkın uğruna, ama senden izinsiz, başka bir kentteki hayatımı sıfırlayıp, yaşadığın kente, yaşadığın göğün altına, ıslandığın yağmurların altına gelip yerleşmekti. 
    Senden başka, bu koca kentte bir başınalık ve kimsesizlikti seni sevmek... 
    Sokaklarda tek bir tanıdık simaya rastlamamaya alışmaktı güçlükle... Hücrelerimle beraber çoğalan aşkını özgürce ve sınırsızca yaşamak için ailemin şefkatli ve anlayışlı kollarından sıyrılıp kanatlanmak, yıllanmış can dostların sevgisini çok uzaklarda bırakmaktı...
    Seni sevmek,Sana kahvaltı hazırlamaktı. Senle hazırladığım sofraya iştahla oturup "sen var ya, bir meleksin, neden seninle evlenmiyorum ki ben? Senden daha iyisini mi bulacağım"diyen muzip sözlerine sevinmek, belki de çocukça inanmaktı.
   İnce ince kıyılmış, tabağa motif gibi işlenerek dizilmiş ve hep sevdiğin gibi üzerinde zeytinyağı ve limon gezdirilmiş domateslere, yaptığım mezelere duyduğun minnete şaşırmaktı.
   Hayatına eklemekten çılgınca zevk aldığım o şefkatli inceliklere duyduğun minnete şaşırmaktı seni sevmek...
   Çünkü, seni sevmek direnmekti sevgili... aşk duygusunun gerçekliğinin canlı ispatı olmaya direnmekti. Kalbine inançla aşk tohumları ekmekti seni sevmek. Sevmek, aşk şarkısı adına sana umut vermekti.
    Seni sevmek, ait olduğun gökyüzünde ,gökkuşağı altında dans etmekti.
    Seni sevmek yaşatılan acıları unutup,mutluluğa yelken açmaktı.
    İlkbaharım yarım kalsa da sonbaharda rengarenk çiçek açmaktı seni sevmek.




Tanıdım Seni

Seni yalnızlığından tanıdım Kirpikleri kırık çocuk
Çiğneyip durduğun dudaklarından.
Gözlerin küllenmiş yangın yeriydi
Bir eylül göğünün bulut kümeleri
 Donuk bakışlarında;
Hüznün nasıl da benziyordu Benim ilk gençliğime


Ellerinden tanıdım seni 
Yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden. 
Bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu -
Anılardan anılara ince çizikler…-
 Yüzün bir türkü sonrasının Kederli dalgınlığında; 
Güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum 
Ağıt gibi bir alay dudak uçlarında 
Gücenik duruşundan tanıdım seni.

Seni kendimden tanıdım çocuk; 
Yüreği sürekli çiğnenen bir yol
 Gövdesi acılardan acılara köprü…
 Biraz öfke, biraz umut, 
çokça onur olan kendimden.
Eğildim öptüm yıkık alnından
 Uzaktın, kıyamadım sessizliğine
 Biraz daha dedim içimden, biraz daha; 
Gün olur, onuru güzel çocuk
 Acı da yakışır insanın yüreğine.





Ve Bir Gün Gelir Anlarsın ki; VAZGEÇEMEDİKLERİNİN hiçbiri, VAZGEÇİLMEYECEK kadar mükemmel değildir.. Senin yüreğin gereğinden fazla yüklenmiş bir “sevgi yazılımıdır” sadece.. Kararsız, tuttuğunu koparamayan, lafının arkasında duramayan, SÖZDE yiğitler için; ÖZDE sevgini tüketmeye değmez..Kendi hayatlarını idare edemeyenler, duygularının hakimi olamayanlar için ağlama..Elinden gelen herşeyi yaptığın halde, yarı yolda yalnız kaldıysan, bu karşındakinin yanyana yürümesini beceremediğindendir..”Sana ihtiyacım var” dediğin halde, yanınızda olamayan tüm bencilleri silin hayatınızdan.. Silin ki; öncekilere KAPAK, sonrakilere DERS olsun…!!


Sayısız sırada bekleyen hayallerim vardı benim,
İntihar edenlerden ayrı. 
Gözlerine adanmış gülümsemeler 
Ve diline adanmış güzel cümlelerim vardı.
İki kelimeyi bir araya getiremez olmuşken, 
Gitmek için sıraya dizilmiş satırlarım, 
Sana ulaşmayı bekleyen mektuplarım vardı. 
Biliyorum; 
Sana asla mantıklı gelmeyecek hayallerim, 
Hiç göremeyeceğim gülüşlerini
Ve diline adanmış cümleler küsecek bana. 
Satırlar, mektupla karışacak postacıda.








Kendimden özür diliyorum...
yaşadığım süre boyunca hep merhametimin arkasından yürüdüm, beklentilerimi arkada bıraktım. Kimseden bir şey beklemedim, doğrusu bu sanıyordum çünkü. Yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı içimde sakladım, sustum bastırdım olsun dedim insanlık bende kalsın. Ben en iyisini yaşatayım ki istemeye yüzüm olsun dedim. Verdim, hep verdiim karşılığını alıp alamadığıma bakmadan, aslında güçlü olmak değildi istediğim, ama olmak zorundaydım ve bırakıldım. 
Kendimi hep erteledim. Kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana verilmiş bir görev olarak gördüm. Herkesi mutlu etmek zorundayım sandım. Benimde mutlu olmam gerektiğini unutmuşum meğer.. Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki vicdanım rahat etmeliydi. Birilerinin de bana karşı görevleri olduğunu hiçe saymışım oysa... Ne yazık ki; Bana verilen rolleri en iyi şekilde oynarken onların rollerini iyi oynayıp oynamadığına hiç bakmadım. Karşımdakilerin eksiklerini tamamlamaya çalışırken, onların hatalarını görmeye vaktim kalmamış sanki. Beni üzmelerine bakmadan, karşılığında ne aldığıma ne hissettiğime aldırış etmeden hep verdim.. Kendimi nasılda unutmuşum.. unutturmuşlar aslında. Paramparça olmuş kalbime, cayır cayır yanan içime doğruları söylemeye çalışan beynime, mutsuz yüzüme hep sus dedim. Sen sus... Kendime haksızlık ettim, kimseye etmediğim kadar. Herkesi dinledim kendimi dinlemediğim kadar. Kimse benim yüzümden mutsuz olmasın diye, hiç bir şeyin sebebi ben olmayayım diye mutluluk oyunlarımı oynadım.. Yetmedi yeni oyunlar buldum. Ama bir gün bir bakmışım ki paramparça olmuşum. Tutunacak tek duygu bırakmamışım kendime. kendimi teselli edecek tek şey yokmuş hayatımda. Allak bullak olmuşum..
Kendimi aramaya çıktığımda yorgun, yılgın, bitkin bir köşede saklanıp ağlayan bir kız çocuğu olarak buldum. Ve ona elimi uzattım diyebildiğim tek şey GEÇTİ, bir daha seni kimse üzemeyecek. Şimdi senden özür diliyorum. Seni bu kadar hiçe saydığım için, insanların seni bu kadar üzmelerine müsade ettiğim için, seni hiç bir zaman dinlemediğim için, üzerine bu kadar sorumluluk yüklediğim için, hakkın olan bütün duyguları sana yaşatmadığım için...
Şimdi tekrar söylüyorum. İnsanlığından, kalbinden, duygularından, çocukluğundan, hislerinden çok özür diliyorum...
Galiba ben almadan vermenin Allah'a mahsus olduğunu unutmuşum...
~~ Sessiz Çığlıklar ~~




















       Affetmeyi öğrendiğimde ilk önce kendimi  affedeceğim.Günlerimi,yıllarımı,en güzel anlarımı  hoyratça kullanıp,yok edip,hiç edip,herşeyi dert  edindiğim için kendimi affedeceğim.
      Kendime göstermediğim özeni başkalarına  gösterdiğim için affedeceğim.Kendime,bu kadar  affetmek zorunda olduğum durumlar yaşattığım için  affedeceğim.
       Bir adım atsam ,gelecek gerisi.Hala neyi  bekliyorum.Affetmek bu eziyetten,bu yükten daha mı  zor ?Oldu,bitti,yaşandı....Ahh etme,affet .

                                                              (06/04/2015)




Kırık bir veda döküldü gözlerimden ayak uçlarıma. Başımı döndüren yüreğini yüreğime niyet tutarken göz yaşlarımı ardından kaybettim. Hükümsüzdür sadece yüreğine..Kırık bir veda.. Belki dostane belki de ölümüne sevdalı bir masalın kahramanıyım. Toprağıma kaybettiğim yaşlarımın ömründeyim. Musallamı sorarsalar  adımı unuttum.. Gözlerimden bulut misali yağarken; sisli bir sabahın ilk mahmurluğuna çalıyor yarınım. Gecenin koynundan düşen bir meçhulüm. Bana bir ad var mı? Alyazmalım, gönülsazım, yanık türküm..
Yüreğime düştüğün o sonbahar ikindisinden beri aklım hep hayalinle ayazlarda. "Üşüyor ellerim "dediğinde yanında yoksam bilki ellerim kayıp ayazlarımda. İlkbahardan kalma en sevdiğin papatyalar var sol yanımda. Sesin hala kulaklarımda; "Gelecek baharda sözüm olsun sana papatyalardan taç yapacağım".. Alyazmalım, gönülsazım, yanık türküm..Gelmiyor bahar..Baharlar uzak.. Baharımsın ama yoksun..Papatyalarım soluk.. Biliyor musun sana susmalarımın adını koyamadım. Yüreğime damlayan sızıyı duydum ,ama adını koyamadım. Bana bir ad var mı? Ne çok birikmişim var gizimde. Sarhoş ellerimi daldırdığım umutlarımı tek tek kaldırıyorum ömür defterimden. Kırık bir vedanın ardı sıra yanık bir türkü tutturmuşum, sol yanımdan sızlayan bir yaranın izine.. Yazan ben söyleyen yine ben.Duymazsın ki bilesin.. Bir garip aşık dediler yüreğimin kör kuyularına .En kuytularda saklım adını görmediler ,sevdama Mehtaplı gecenin en koyu aydınlığı dediler, Çöllerde bulunan serabın kum taneleri dediler ,Kaybolan yıldızın çobanı dediler..Bilmediler yüreğine yüreğimi Ömrüne ömrümü bildiğimi.. Seni gördüya gözlerim, ah gözlerin ah, benim çeyizim..Gözlerin derdimin merhemi yüreğimin sihirli sözü ela gözlerin.. Gönül zenginim, ömür nazarım, sevdam.. Yağmur yağıyor.. zamanın ipine astığım sabahlarımı gecelere sallıyorum. Sen yine yoksun ve ben senin yoksulunum. Her güne bildiğim nefesimi ömrüne vermekteyim.. Ömrüme biçilen yazıma razıyım..Gel desem biliyorum ama dilime vurulan kilidin ucu kırık, kelimelerim ömür boyu muhabbet . Gardiyanımın gözleri kör.. Bir çiçek olsam hep yanında kalsam. Beklediğin çiçeğin.. Hani her daim söylediğin; "Ben ömrümde hiç çiçek almadım" dediğin, işte o çiçek olsam. Bir gül, bir karanfil, bir menekşe.. Yüreğime düşen çocuksun, içimde kıpır kıpır büyüyen.. Bugün acaba hangi yaramazlığı anlatacak diye beklediğim içimdeki bensin. Sevdam, aşkıma nefes bildiğim, ömür kuşum.. Ellerime değen yüreğini kıskanırım gözlerinin değdiği nazarlardan. Gamzene vurulduğum tebessümünden gözlerimi, ben seni benden kıskanırım.. Varsın mecnun desinler yüreğimin atışına.Ömrüne yağan yarınıma bugünsüz desinler. Bilmesinler seni benim ellerimde.. Ben seni sensiz yaşıyorum buralarda.. Dostum, ömrüm, karanlık ışığım, canım.. Seni seviyorum ömrüme mühürlüm.. Varsın yanık sevdalara değmesin adımız benim masalım sensin.. KIRIK BİR VEDA; MASALIMIN SONU.. BİR YÜREK NAAŞI VAR, ADIM YOK..


Merhaba sevgilim!
Halini sormak değil niyetim, 
Hayalinden bilirim.
Hala eskisi gibi güzelsin. 
Başka baharlar daha mı yaramış ne?
Saçların hala çok siyah.
Bir benim saçlarıma mı kar yağdı? 
Sitemkarlığım tuttu gene.
Neyse!
Sana biraz kendimden bahsetmek istiyorum. 
Havalarda soğudu bu aralar.
Üşüyorum sanırım
Yine eylül edebiyatı yapacak değilim sana.
Rüzgar var,
Ve üstelik Ekim'deyiz
Bu mevsimde soğuk olur buralar .
Çaydan şekerden söz etmeyeceğim.
Tadım tuzum hiç yok.
Eskisi kadar çay içmiyorum zaten.
İçimi ısıtmıyor pek.
En sevdiğim bardağımda kırıldı.
Nedense senden sonra böyle bir adam oldum,
Bütün sevdiklerimi kırmaya başladım.
Çok kırılınca keskinleşiyormuş insan,
Yoksa bu ben değilim.
Ellerimi tutan herkesin, sen diye kanatıyorum avuçlarını.
Neyse havalardandır diyorum.
Bugün epey bir yağmur yağdı.
Dışarı çıkmadım hiç.
Kapalı havalarda daha bir mutsuz oluyorum.
Yoksa yağmuru severim bilirsin.
Gök üstüme çökmezse belki çıkar yürürdüm biraz.
İçimin üşümesini de saymazsak!
Ellerimde üşümüyor henüz,
Sadece Şubat'da biraz üşür
En iyi Annem bilir, ellerimde hala sıcaklığı var.
O zaman çok kar olurdu Şubat'da.
Yine de içim hep bahardı yanında
Babam hep derdi oysa?
Çetin kışların baharı güzel olur diye!
Ömrüme yağan bu kadar yağmurdan sonra?
Bir gökkuşağım olmalı diyorum!
Yoksa bu yalnızlık benim değil!
Herkes mi öldü seninle..?
Neyseki ölenle ölünmüyor
Keşke ölseydin!
Tamda yasını tutabilecek yaştayım
Yer yer aklar düşmüş olsada, sakal hala yakışıyor bana
Ölümüne uzatırdım hiç olmazsa
İyimser hallerim de yok değil.
Her şey olacağına varır diyorlar...
Sen yoksun!
Olmaz öyle, o'nun olacağı bendim diyorum!
Yüzüm düşüyor yokluğuna.
Toparlayamıyorum.
Artık bu duruma pek takmıyorum aslında... Alışıyorum da yokluğuna,
Bunun tasasına da düşme.
Sakın..!
Gitmeyi zor zannederdim.
Hala zan altındayım!
Aşk hakkım haramdır başkasına!
Hangi yürek almış ise;
Ayrılık olsun hakkım ona.
Ayrılık olsun!
Geçen artistin biri bağırıyordu?
Dünya dönüyor diye
Eylül olunca senin oralar sende bana yaz olur mu?
Cevap için acele etme.
Eylül tez gelir.
Bir bakarsın beyaz bir yokluk düşmüş,
O simsiyah saçlarına.
Unutma!
Ekim mutlaka tarayacak seninde saçlarının beyazını


Kenan Vançin




Güçlü kadınlar vardır, her işlerini kendileri halletmeye çalışan. Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler. Evdeki tüm tamirat,tadilat işlerinden anlarlar. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler. Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar. Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler,dik durmayı da,güçlüdürler çünkü…

Aşık olduklarında hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler. Sevdiklerine problem çıkarmazlar.Bütün gün çalışıp durduktan sonra, akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde, hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan, o her neredeyse onun olduğu yere giderler.
Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan,yansıtmazlar çünkü. Para var mı,işyerinde sıkıntı mı oldu, birine canı mı sıkıldı, hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği. Çünkü istemezler kimse onlara acısın.
Sonra da bir bakarlar ki, bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz. Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür. Eskaza dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar, bu sefer de sorunlu kadın, kaprisli kadın,tahammül edilmez kadın damgasını yerler. Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar!
Terk eden erkek de bilir onun ne kadar güçlü olduğunu ve onsuz da yaşayabileceğini, içinde yaşadığı fırtınalardan bihaber.
Sonra bir dosttan, eşten, ya da tanıdıktan duyarlar ki onu terk eden gitmiş erkeğe muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış.
Erkekler çok severler böyle kadınları. Birinin ona muhtaç olduğunu görmek bir çok duygusunu okşar erkeğin. Onlara kendini erkek gibi hissettirir! Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır.
Mesela fatura filan yatıramazlar,anlamazlar çünkü. Nerden yatırılır onu da bilmezler. Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar, çünkü taşıyamazlar onca torbayı. Hep yorgun olurlar, bütün gün spor salonları, kuaför, o mağaza, bu mağaza gezerler. Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar. Akşam eşleri eve geldiğinde,bugün nereye yemeğe gidelim,diye sorarlar. En kötü ihtimal dışardan yemek söylerler. Zayıf kadınlar doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar, pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere. Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar. Huysuzluk da ederler, ama bu erkeğin hoşuna gider, çünkü kadın ona muhtaçtır, söylenmeyen güçlü kadının aksine, hiçbirşeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar. Pek teşekkür etmezler,kıskançlık krizlerini de severler. Kocasının ve sevgilisinin hayatlarını karartırlar. Erkekler bu kadınları asla terk edemezler. Çünkü o güçsüz,kırılgan bir kadındır. Ayrılırsa kurda kuzuya yem olur.Koruyup kollanmalıdır her an o!
Zayıf kadınlar hiç çökmez,buruşmaz ve yıpranmazlar. Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır. Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar...
AYLİN KOTİL




Senin adın hiçbir zaman "kimliğindeki" gibi kalmadı bende,
Can dedim..
Yâr dedim..
İmtihân dedim..

imtihanımdın..hem de en ağırından..kimi zaman sabr-ettim kimi zaman isyan.allahım affetsin serzenişlerimi.ama hiç kolay olmadı  sınavlarım..sevdam için ,nice hayallerim yerle yeksan oldu..ve niceleri doğmadan öldüler benim için.en güzel günlerimde  umutlarımın katiliyle savaştım.. :'(  hayatımın baharında güzü yaşadım...en büyük mutluluklarımda kanlı gözyaşlarımı akıtanlarla bir sofrada yemek  yedim çoğu zaman...bazen unuttum ! bazen unutmuş gibi yaptım..cenneti de yaşadım cehennemi de...ölümün kıyısında zamanlar geçirdim....her şey bitti sandığımda iki çiçeğimin nefesini çektim bağrıma..can buldum,hayat buldum..kaybettiğim günler gelmeyecek geri.hep geçmişi düşünerek boğuldum.neden neden diyerek yutkundum.ama içimdeki sızı hiç geçmemiş bunu anladım.bu dünyada her şey kolay..ya ahiret..onca kitap okuyorum,onca kur-an,onca meal..ama içim neden soğumuyor.bir şeyler eksik.ahım ne zaman son bulacak.yüreğimin en derinindeki karanlık odanın yangını ne zaman sönecek...

GEL






Olur da olamazsam buralarda
Yanağındaki küçük çukura saklanmak istiyorum,
Uyumak..
Yüzyıllarca uyumak..
İlla isim konulacaksa 
Ben masal değil hayat demekten yanayım
Bu yolları yan yana yürümekten yanayım..
Erguvanlar açmaya başladı,
Mavi mi pembe mi ayırt edemiyorum renkleri,
kokuna bi isim bulmaya çalışmaktan da vazgeçtim.
Geldiğinde bir masada kahvemizi yudumlayıp,
heyecanla dedikodu yapacağız
sana kaçırmadan anlatmam gereken aylar biriktirdim..
Biraz sessizlik olacak sonra
Sen hüzünlü gözlerini uzaklara salacaksın.
Cümlelerim topallayacak,ağır aksak kelimelerle soracağım;
Nasılsın?
Nasılsın derken bile iyi olmana dualar ediyor olacağım..
Hiçbir sözümüz umutsuzluk taşımayacak, inanacağız, inandıracağız,
yaşadığımız cehennemin cennete dönüşeceğine.
Herkesin unuttuğu küçük bir çocuğa gülümseyerek,
İnsanların koşarak geçerken farketmediği selpakçı amcanın gülüşüne karşılık vererek..
Ve bırakarak bu dünyanın tüm kandırmacalarını kendimize insanca bir yol çizeceğiz!
Gelmek isteyen ardımıza düşecek..
Gel!
Orda mutlu olduğunu biliyorum ama inan bencilce değil bu isteğim.
Birgün hiç gelmemeye karar vererek gidersen,bavulumu hazırladım geçmişi koymadım içine,adı ‘ geçmiş’ olacak gelecekleri beraber yaşayalım diye!
Gitme!
Seni şah damarıma sakladım,adım atarsan yırtılır derim,kanar dizlerim. Ölürüm.
Birdaha ayrılığı kaldıramam,yüküm ağır!
Susma!
Kelimelerin senin ayak izlerin.
Nereye gittiğini bulamazsa ölür benim ellerim! …

Mohsen Namjo



Bazen, her şeyi akışına bırakmak gerekir. Su akıp yolunu bulsun diye..
Bazen, ağlamak gerekir. Güçsüzlük sananlara inat, rahatlamak için..
Bazen, kimseyi dinlemeyip içinden geleni yapmak gerekir. Mutlu olmak için..
Bazen, susman gerekir. Büyüklüğün sen de kaldığını anlamaları için..
Bazen, görmezden gelmen gerekir. Sonradan olanları görmek için..
Bazen, sana değer vermeyenlerin hayatından çekip gitmen gerekir. 

Tek başına da mutlu olabileceğini herkese kanıtlamak için..
Ve bazen, yokluğunda seni özleyen birilerinin olduğunu bilmen gerekir. 

Çıkarsız, hesapsız, her ne olursan ol seni ''sen'' olduğun için seven birilerinin olduğunu hissetmen için..




nedensiz bir sancı olur bazen yürek cehennemimde.
sebebi yok ,sonu yok,adı hiç yok..
ara sıra en koyusundan bir acı demlerim adını koyamadığım bu sancılara
ve anılar eşlik eder " kırmızı yağmurlara  "..
kah umutlanırım,kah kederlenirim.
hatta bazen tazelenir düşlerim.
sevdam daha bir tutkulu,
yaram daha bir kanar sanki.
 o an söylediğim bütün yalanlar düşer hayat denen merdivenlerden...
ve ben tekrar tekrar sararım yaralarımı...

(05/03/2013)